Beetlejuice

Ucuz DVD’ler arasında kaliteli filmler bulmak beni define bulmuş gibi sevindiriyor. Namını çokca duyup izleyemediğim filmlerin başında geliyordu Beetlejuice’u, onu da bu şekilde buldum. 1980 yılların filmleri genellikle şarap gibi oluyor, içinde barındırdıkları sinema ruhunun yoğunluğu sayesinde yıllar sonra bir izlendiğinde atmosferine hayran kalmamak mümkün değil. Beetlejuice aslında ultra karanlık Tim Burton filmlerinin birkaç doz altında seyrediyor ama her şeyden önce sinemanın ne kadar güzel bir sanat olduğunu her anında size hissettiriyor.

Film, genç bir evli çift olan Maitland’ların beklenmedik ölümlerinden sonra genç çiftimizin ölümden sonraki hayata alışma çabalarıyla başlıyor. Bu sırada evlerini garip ve bir o kadarda ürkütücü Deetz ailesi tarafından satın alınıyor. Gayet ilginç, uç zevklere sahip olan neredeyse bir çizgi romandan çıkmış Deetz ailesi sempatik çiftimizin evini baştan aşağıya yeniliyorlar ve tavan arasına mahkum kalan Maitland’lar hayalet olmanın avantajlarından faydalanıp yeni malikleri evden çıkartmaya uğraşıyorlar. Umutsuzluğa düşecekleri anda ise sapkın hayalet Beetlejuice onlara yardım etmek için hazır kıta olarak beklemekte.. Kısacası filmin konusu için Burton’ın fantastik dünyasının hafif karanlık hafif sevimli hafif ürkütücü ama bir o kadar da komik bir yanısması diyebiliriz..

Maitland’ların yaşadığı tatlı kasabayı kuş bakışı gezerek başlayan filmin ilk 20 dakikasına baktığımız bir Burton filmi izlediğimizin farkına varmamız oldukça zor çünkü karşımızda tertemiz sokaklar, yemyeşil ağaçlık alanlar ve masmavi bir gökyüzü var. Burton, kullandığı canlı renklerle izleyiciyi Adam ve Barbara’nın hayatına üçüncü şahıs olarak sokarken, çiftimizin ölümü sonrası renk dozajındaki açığı iyice kapatarak, bizi karanlık bir Burton rüyasıyla baş başa bırakıyor. Bu karanlık rüyanın elbette en çok dikkat çeken karakteri Michael Keaton’ın canlandırdığı Beetlejuice karakteri. Genellikle Batman sonrası son derece soğuk bakışlarla rol kesen Michael Keaton’ı bir nevi The Dark Knight’daki Heath Ledger’ın Joker’i gibi izlemek açıkcası, oldukça şaşırtıcı oldu benim açımdan. Her ne kadar film tek kişilik bir Keaton şovu olmasa ve Beetlejuice bir nevi yan rolde yer alan karakter olsa da karşımızda ürkütücü bir tiplemeden oldukça eğlenceli ve komik bir performans var ki, Beetlejuice tam anlamıyla Michael Keaton filmi şeklini almış durumda.

Filmimizin esas kahramanları olan Maitland çiftini ise Alec Baldwin ve Geene Davis canlandırıyor. Sessiz sakin bir performans ortaya koyan ikilinin başarılı uyumlarından söz etmek mümkün ayrıca yeri geldiğinde sahneyi Keaton’a bırakmaları, gereksiz rol çalma uğraşları altına girmemeleri takdir edilecek cinsten. Film çekildiği sırada 30 yaşında olan Alec Baldwin’in zayıf hali 90′lı yıllardaki Val Kilmer’ı hatta Power Rangers’daki mavi ranger Billy’yi o kadar andırmaktaki, Baldwin’in günümüzdeki fizyolojik yapısını bilenlerin izlediklerinin Alec Baldwin olduklarına inanmaları güç. Deetz ailesindeki anne konumunda olan ve gayet sinir bozucu bir performans sergileyen Catherine O’Hara -ki kendisi aklımıza Türk televizyonunda milyonlarca kez yayınlanan Home Alone filminde Macaulay Culkin’in annesi olarak yerleşmiş durumda- Michael Keaton’ın Beetlejuice tiplemesindeki performansı kadar başarılı. Deetz ailesinin gotik kızı Lydia’yı canlandıran Wiona Ryder’ın da filmde çok fazla sırıttığını söyleyemeyiz..

Beetlejuice, Tim Burton’ın tüm fantastik filmlerinde olduğu gibi birçok başarılı yan karakterle dolu. Maitland çiftinin ölümden sonraki hayatlarındaki danışmanı olan Juno’yu canlandıran bıkkın sınıf öğretmeni görünümlü Sylvia Sidney başta olmak üzere bu yan karakterler filme sınıf atlatan yegane etken. Sigaradan ölmüş, cesedi simsiyah olmuş, halen sigara içmen ama bırakmaya çalışan iskeletimsi adam, öldükten sonra sosyal hizmetlerde görev almak zorunda olan intihar etmiş kişiler, öldüklerinin farkında olmayan Amerikan futbolu takımı ve öldükten sonra resepsiyonda sıra bekleyen çeşitli ilginç tipler, hepsi filme ayrı tat katmayı başarmış. Filmin artılarını anlatmayı bitirmeden müziklerinde son derece atmosfere uygun, epik nitelikte müzikler olduğunu da belirteyim..

Gelelim filmin eksilerine, her ne kadar bazı filmler izlerken veya izledikten sonra üstüne düşününce kusursuz gelse de illa ki deştikçe bir kusurunu bulabiliriz. Beetlejuice ise onca artısına rağmen bu tarz bir film değil. Öncelikle Beetlejuice karakterini ayrı tutmak üzere, makyajların başarılı olduğunu söylemek mümkün değil. Günün standartlarına göre iyi olabilir ama 2000′ler öncesi Burton filmlerine göz attığımızda kendisinin bu makyaj işlerinin altından pek kalkamadığını görebiliriz. Her ne kadar film, makyajlarının açığını oyuncuların performanslarıyla olsun, başarılı hikayesi ile olsun kapatsa da bazı noktalarda özellikle Maitland’ların evlerinde çıktıklarında düştükleri çölümsü mekanda bu makyajlar rahatsız edici olabiliyor. Tabi 22 yıl önce çekilmiş bir filmi bu yönden eleştirmek pek mantıklı değil ama 88 ve öncesinde daha başarılı makyajlara sahip birçok film sayılabilir. Bunun dışında karakterlerin uçtukları bazı sahnelerde bağlandıkları iplerin fark edilmesi anlık olarak size fantastik dünyanın içinden çekip alıyor ve film izlediğiniz farkına varmanızı sağlıyor.

Sözün özü, filmin eksilerini ve artılarını tarttığımızda artıların çok büyük ölçüde ağır bastığını söyleyebiliriz. Beetlejuice için bir sinema harikası tanımını yapmak Michael Keaton’ın performansı için sinema tarihine geçebilecek nitelikte demek abartı olmaz. Filmografisinde Batman, Batman Returns, Edward Scissorhands, Sweeney Todd, Mars Attack, Planet of the Apes, Charlie in the Chocolate Factory, Alice in Wonderland gibi filmler bulunan Tim Burton’ın en iyi filmi dendiğinde kafaya oynayacak cinsten bir film. Aslında tam bir B sınıfı film olan Beetlejuice’u şu şu nedenle izlemeniz gerekiyor diye anlatmak güç. Filmdeki hiç bir şeyi beğenmeseniz bile Michael Keaton’ın performansına hayran kalacaksınız. Filme 10 üzerinden 8,5 veriyorum, sinemanın ne kadar çılgın bir sanat olduğunu anlamak adına Beetlejuice’u mutlaka izlemeni gerekiyor..

Yorum Yazın

You must be logged in to post a comment.