Friday the 13th (2009)

Geçen gün Moviemax’de Friday the 13th’in remake’ne denk geldim. Daha doğrusu film tam bitiyordu ben kanalı açtığımda, korku filmlerinin remake’lerine karşı olduğum için para verip izlemek istiyordum film o yüzden bekledim, Moviemax2′de izledim filmi. Beğenirsem alıp arşivime eklerdim, beğenmezsem hayat aynen devam ederdi. Moviemax’in arada ismi duyulmuş yapımlar yayınlaması güzel.. Filmi izlemeye başlamadan pek bir beklentim yoktu ancak okuduğum kötü yorumların etkisinden arınmış bir biçimde izleyebileceğim bir film, her ne kadar bir remake olsa da, korku filmlerini daima bir seri olarak bütün halinde gören ben daha önce çok saçma devam filmleri izlemiştim. Film çok korkunç olacak, gerim gerim gerileceğim diye de düşünmüyordum oysa filmi izlerken korku filmi ortamı tam hazırdı, saat gecenin bilmem kaçı, dolayısıyla karanlık hava, bahçe katı, açık perdeler falan filan..

1980 yapımı orjinal Friday 13th, Jason’ın hikayesini değil Jason’ın annesinin hikayesini anlatıyordu daha sonra 1981 yılında vizyona giren ilk devam filmi Part 2′da ise Jason’ı kafasında bir kese kağıdıyla terör estirirken izliyorduk. 1982 yapımı Part 3′de korku ikonu Jason Voorhess beyaz perdeye yansıyordu çünkü hokey maskesini üçüncü filmde yüzüne geçiriyordu. Bu açıdan Jason Voorhees efsanesinin küçük adımlarla atıldığını söylemek mümkün. Ancak Michael Bay’in yapımcı olarak elini attığı her kült slasher filminin yeniden çevriminin esas sıkıntısı olan şey bu filmde de mevcut, film süresi içinde anlatabileceği şeyden fazlasını anlatmaya çalışıyor, kalkıştığı bu boyundan büyük işi yüzüne gözüne bulaştırıyor ve 13th Friday’in adını duymayan bir izleyiciyi etkilemekten çok uzak kalıyor. Büyük ihtimalle yapımcılar Jason’ın ve hokey maskesinin yer almadığı bir remake’in iş yapmayacağını düşünmüşler ve üç filmde gelinen noktaya tek filmde gelmeye çalışmışlar.

Filme katilimiz Jason yüzüne sargı bezi gibi bir şey sararak başlıyor daha sonra hokey maskesini buluyor ve aslında bu sahne filmin en önemli kırılma noktasını oluşturuyor. Eğer filmde böyle bir sahne olmasaydı ve Jason’ı direk hokey maskesiyle görseydik bu filmi bir remake olarak değil bir devam filmi olarak ele alabilirdik. Jason’ın da maskeyi takana kadar sıradan bir katil gibi olduğunu maskeyi taktıktan sonra sadece birkaç sahnede ki bunlardan biri maskeyi takış sahnesi -bu kesinlikle üçüncü filmden daha etkileyici bir biçimde işlenmiş- bir diğeri de uzakdoğulu sinir bozucu kurbanın arkasında tepede sallanan ampülün altında belirdiği sahne.

Sinirbozucu uzakdoğulu kurban demişken karaktere değinmekte fayda var. Her korku filminde sinir bozucu bir karakter mevcutki ama 13th Friday’in yeniden çevriminde yer alan neredeyse tüm karakterleri sinir bozucu yapmayı başarmışlar. Öyle ki hiçbir karaktere kendinizi yakın hissedemiyorsunuz. Eğer bir slasher filminde izleyici kendisini bir karaktere yakın hissedemiyorsa yönetmenin filmdeki gerilimi izleyiciye aktarma konusunda işi çok zordur, zaten 13th Friday’de de yönetmen Marcus Nispel bunu başaramıyor, daha doğrusu yarattığı karanlık ortamı hareketli kameralara boğarak bunun için çaba bile göstermiyor. Ayrıca filmin ırkçılık konusuna zenci karakter üzerinden yapılan esprilerle mesaj vermeye çalışmasını da çok ucuz bulduğumu belirtmek isterim.

Filmin kan dozajına bahsetmek gerekirse 70′lerin, 80′lerin korku filmlerinin yanına yanaşmadığını günümüz korku sinemasının Saw, Hostel gibi örneklerine göre de kansız bir yapım olduğunu bile söylemek mümkün. Slasher filmlerinde alıştığımız üzere çok fazla kanlı ölüm görmüyoruz. Kısacası izlerken mideniz bulanmayacaktır, gerçi ben Movimax’de izledim, sansürlemişlerdir büyük ihtimalle.. Ölüm sahnelerinin ise gerçeklikten çok uzak olması koskoca 13th Friday efsanesini ayaklar altına almış. Filmin müziklerine geldiğimiz zaman, filmin jeneriğinde 13th Friday serisinin efsane müziğini (Chi-Chi-Chi-Cha-Cha-Cha) duyabiliyorsunuz ama sebebini anlayamadığım bir şekilde filmin geri kalanında bu müzik yerine akılda kalmayan başka müzikler kullanılmak istemiş ve efsanenin en önemli öğelerinden biri çöpe atılmış. Bu açıdan malesef karşımızda müziklerle desteklenmeyen bir slasher var..

Rob Zombie’nin ilk Halloween remake’inde Michael Myers orjinalinden farklı olarak dev bir adam olmuş ve tarzı Jason’a benzemişti, Rob Zombie’nin ikinci Halloween’in de ise Myers’ın cinayetleri annesi için işlediği vurgulanmış, Michael Myers’ın tüm gizemi yerle bir olmakla kalmamış, Michael Myers ile Jason Voorhees karıştırılmış. Sanırım Rob Zombie, Halloween yerine 13th Friday’e el atsaydı iki serinin fanları içinde herşey çok daha güzel olabilirdi çünkü bu filmde Jason olması gerektiğinden çok daha zeki bir katil olmuş. Kurbanlarına kurduğu tuzaklar, evinin altına açtığı labirent gibi tüneller falan, zeka bakımından geri bir katilin yapabileceği şeylerden çok daha komplike hareketler.

Filmdeki oyunculuklarına baktığımızda ise Jason yine Jason maske sayesinde oyuncular değişse de duygusuz adam her filmde aynı donuklukla beyaz perdeye bir şekilde yansıtılıyor zaten. Gerçi Jason’ı canlandıran Derek Mears’ın maskesiz halininde gerçek hayatta gayet ürkütücü olduğunu söylemek mümkün. Eli yüzü düzgün diyebileceğimiz hatta filmdeki esas kız kontenjanını dolduran Whitney karakterini canlandıran Amanda Righetti’nin performansının final sahnesine kadar başarılı olduğunu söylemek mümkün. Artık klasikleşen her filmde kurbanın son bir umut Jason’ın çocukluğuna inip onu sakinleştirme çalışmaları sırasında yaptığı konuşmayla sınıfta kalıyor genç aktör diyecektim ki ‘83 doğumluymuş. Whitney’in abisi, asi ama akıllanmış Clay karakterini canlandıran Jared Padalecki’nin ise elinden geldiğini yaptığını söylemek mümkün. Filmde Desperate Housewives’da canlandırdığı Karl karakteriyle hatırladığımız Richard Burgi’yi polis olarak görmek de güzel bir ayrıntı olmuş.

Sözün özü, 13th Friday’i remakeler arasında bir yere koymak gerekirse Texas Chainsaw Massacre’ın remake’inden kötü Halloween’in remake’inden iyi bir film diyebiliriz ama etkileyici ve korkutucu bir film olmaktan çok uzak. Seri haline dönüşmüş kült korku filmlerinin sanırım en kötü yanı ise serinin baştan başlatılması. Texas Chainsaw Massacre’da böyle bir durum söz konusu değildi, zaten Texas Chainsaw Massacare’in devam filmlerinin kendisine bir kitle kazandırdığından söz etmekten zor iken yapımcılar ikinci filmi bir prequel ile geçiştirip hikayenin başını anlatarak durumu kotarmışlardı. Halloween’de ise 8 filmlik seri başa döndü ve 2011 yılında remake’in üçüncü filmini izleyeceğiz. Malesef 13th Friday’in remake’i de Halloween’in izinden gidiyor ve önümüzdeki yıllarda bir remake olarak 13th Friday Part 2′yu izlemek zorunda kalacağız. Filme 10 üzerinden not 4 veriyorum. Slasher türünden başka korku filminden etkilenmem diyorsanız ve günümüzde slasher örnekleri son derece kısıtlıyken 13th Friday’in remake’ine bir göz atabilirsiniz..

Yorum Yazın

You must be logged in to post a comment.